3 yaş çocuğunu kreşe alıştırma
Uzunsüre uykuya ihtiyaç duymamalı. Kreş çocuğunun beden gücünün ve enerjisinin fazla olması gerekir. Bu konuda bir ipucu olarak çocuğunuzun uyku düzenini gözden geçirebilirsiniz. Öğleden önce ve öğleden sonra uzun süre uyumaya ihtiyaç duyan bir çocuk, kreş hayatına ve programına henüz hazır olmayabilir.
G KIDEM VE YAŞ. 313 H. BAĞIMLILIK 313 Her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır". "Ortaöğretimin amaç ve görevleri, Millî Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak. 1. Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde asgarî ortak bir
Downloadfrom Instagram. #kitaptanıtım Instagram videos and photos Instagram videos and photos
HaberlerSağlık Çocuklar kreşe kaç yaşında başlamalı? ABONE OL. Çocukların kreşe başlama yaşı konusunda ailelere uyarı! 11.09.2017 - 11:32 Güncelleme: 11.09.2017 - 11:40.
Ömürboyu çocuğunu göremeyecek bu kişi ne acıdır.. 0~20 yaş arası çıtırlardan bahsetmiyorum bu arada:) onlar istisna.. beslenme seti, sınıf temizleme bez seti, okuma alıştırma seti, kitaplar,defterler vs. Uzuyor gidiyor. İlk,orta,lise farketmezis bütün 1. Sınıf çocuğu, bir aileye ilk ay 100 ~ 150 bin yen ( 2,5
Site De Rencontre Amoureuse Au Canada. Anaokuluna başlayan çocuğun psikolojisi nasıldır? Çocuğunun ilk güven duyduğu nesne annesi, yani sensin. Çocuğun anaokuluna başladığında senden, tanıdığı ev ortamından, yani güvenli bölgeden uzaklaşmış olacak. Hiç tanımadığı bir ortamda ilk kez bir birey olarak tek başına bulunacak. Yeni ortam ve yeni arkadaşlar çocuğun için korkutucu ve güvensiz bir durum olarak algılanailir. Bu çok normal. Çocuğun çekingen ya da utangaç mizaçlı olabilir. Bu yüzden yeni bir ortama girmek onu diğer çocuklardan daha fazla zorlar. Çocukları anaokuluna alıştırma yöntemleri neler? Anaokuluna gitmek istemeyen çocuğa nasıl davranılmalı, hangi yanlışlar yapılmamalı? Çocuğunu anladığını ona belli et “Kocaman çocuk oldun, ağlama!”, “Bak, şu arkadaş ağlıyor mu?” gibi ifadelerle çocuğunu yargılama. “Artık anaokuluna gidecek kadar büyüdün, bu beni çok sevindiriyor.” gibi yapıcı cümleler kur. Yaşadığı korkuyu anladığını, saçma bulmadığını, kreşe gittiğinde neler kazanacağını ona sakince anlat. Okul öncesi eğitimin anlam ve önemi için tıkla Anaokulunun faydaları neler? Anaokulu hazırlığını son güne bırakma Anaokuluna başlamadan bir süre önce çocuğuna bu durumu haber ver. Anaokuluna uyum sürecinde stresini azaltmak için belli saatlerde oda toplama, yemek yeme ve uyuma gibi ihtiyaçlarını düzene sok. Birlikte anaokulunu görmeye gidin Başlamadan nereye gideceğini, nasıl bir ortamda bulunacağını görmesi için onu yazdırdığın kreşe götür. Anaokulu aktivitelerinden bahset Öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birçok etkinlik yapacağını, yeni şeyler öğreneceği anaokulu etkinlikleri ile günün çok iyi geçeceğini ona anlat. Çocuğunu heveslendir. Yeni arkadaşlar edineceğini söyle Kendi yaşıtında birçok arkadaş edineceğini, oyuncaklarla birlikte oynayabileceklerini çocuğuna anlat. Her an onunla olamayacağını bilmeli “Okula giderken sana eşlik edeceğim.”, “Akşam seni almaya geleceğim.”, “Öğlen bir ara uğrayacağım.” gibi cümlelerle ona rahatlat. Bu şekilde her an birlikte olamayacağınızın mesajını da vermiş olacaksın. Bazı çocukların ağlayacağını söyle Anaokulu çıkışında, kendilerini almaya geç kalan aileleri nedeniyle bazı çocukların ağlayacağını ona söyle. Bunun normal olduğunu, annelerinin onları almaya geleceklerini unutmuş olabilecekleri için ağladıklarını anlat. Oyun grupları ile onu alıştır Bir yöntem de iki-üç saatlik oyun grupları ile çocuğunu anaokuluna alıştırmak olabilir. Bu, çocuğundan uzun süre ayrılma fikrine alışman bakımından senin için de faydalı olabilir. Uzmanların eğitim verdiği, yaş gruplarına göre etkinliklerin düzenlendiği çocuk oyun grupları ve atölyeleri burada, iletişime geç istersen. Geldi çattı Anaokulunda ilk gün Bazı anneler anaokuluna daha çabuk alışsın diye çocuğu öğretmene teslim edip ortadan kayboluyor. Fakat bu, çocuğunun yaşadığı güvensizlik duygusunu tetikleyebilir. Ve unutma, her çocuk aynı değildir. Bu konuda uzmanlar da aynı görüşte değil. Kimisi çocuğu bırakmalı ve vedayı kısa kesmeli, kimisi çocuğun yanından ayrılmamalı diyor. Bu yüzden öğretmeniyle konuşabilir, çocuğunu gözlemleyerek duruma karar verebilirsin. Mümkünse okul çıkışı onu almaya sen git ve geç kalma. Babası ya da başka biri alacaksa çocuğunu önceden bilgilendir. İş veya farklı bir sebepten dolayı geç kalma ihtimalin varsa bu durumu, nedenleri ile birlikte çocuğuna önceden anlat. Yemek yemesi ve uyuması için onu zorlama İlk gün arkadaşlarıyla birlikte masaya oturup yemek yemek istemiyorsa ya da uyku saatinde uyumayı reddediyorsa onu zorlama. Bu şekilde üzerinde baskı hissetmeyeceği gibi, anaokulunu uyunması ve yemek yenmesi gereken sıkıcı bir yer olarak görmekten de kurtulur. "Acaba erken mi oldu?" diye düşünüyorsan oku Çocuğunu Anaokuluna Ne Zaman Göndermelisin? “Çocuğum okulda ağlıyor” diyen birçok anne bu hataları yapıyor Sen yapma! Bir süre yanında durduktan sonra dikkatini başka yöne çekip, okuldan ayrılma. Çocuğun dönüp baktığında seni göremeyince daha çok ağlayacak ve hem sana hem de anaokuluna olan güveni sarsılacak. Okula gittiği için çocuğunu ödüllendirme. Onun büyüdüğünü görmekten mutlu olduğunu ve her zaman yanında olacağını anlamasını sağla, yeter. Anaokuluna gitmeyi ekstra bir şey olarak görmemesi lazım. Ağlaması ve anaokuluna gitmek istememesi sende de kaygıya, paniğe, üzüntüye yol açmasın. Olabildiğince rahat davran. Çocuğun endişeli olduğunda hisseder ve daha çok korkar. “Belki bir sene daha beklemeliyim.” kararını tek başına verme. Çocuğunu yuvaya alıştırmak için elinden geleni yaptın ve hiçbir koşulda gitmek istemiyor mu? İşte o zaman bir pedagogla görüşmelisin. Ama unutma; bu bir süreç. Çocuğuna yeteri kadar zaman tanıdığından emin ol. Doğru anaokulu olduğundan emin misin Anaokulu Seçerken Dikkat Etmen Gereken 6 Şey
Türkiye'de 0-2 yaş aralığındaki çocuklar kreşe niçin az gönderiliyor? Yorumlar Menekse Tokyay • Son güncelleme 31/07/2019 Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün OECD gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, 0-2 yaş aralığında kreş ve benzeri kurumlara kayıt oranında en alt sırada yer alıyor. Belçika ve Danimarka’da yüzde 60’ların üzerinde olan bu oran, Türkiye’de yüzde 0,9. Türkiye'de kreş çağındaki çocuk sayısı, TÜİK'in 2018 sonu verilerine göre 9 milyon 361 bin düzeyinde. Öte yandan, TÜİK’in hazırlamış olduğu Aile Yapısı Araştırması, 1 milyon 230 bin kadının çocuklarına baktıkları için iş gücü piyasasına hiç girmediklerini tespit ederken, 1 milyon 112 bin kadın ise çocuk bakımı nedeniyle işten Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in soru önergesine cevaben Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un açıkladığı rakamlara göre, sadece 2 bin 762 çocuk bakanlık desteğiyle ücretsiz olarak kreş, gündüz bakım evi ve çocuk kulübünden yararlanabilirken, devlete ait bu kurumlarda sadece 100 çocuktan birine yer kreş ücretleri yüksekÖzel kreşlere asgari ücretle çalışan kadınlar çocuklarını gönderemezken, bir işverenin kreş açması için ise 100 kadın personelinin olması gerekiyor. Ekonomik krizle birlikte hanelerin alım gücünün azalması ise, kreş ödemelerinin aile bütçesiyle orantılı olarak yapıldığı Avrupa ülkelerinin aksine, kreş maliyetini karşılama güçlüğü sebebiyle kadınları evde çocuk bakmaya yaşanan çocuk kazaları ve özellikle servis araçlarında güvenlik önlemlerinin standartlaştırılmaması da aileler için endişe kaynağı işgücüne katılım oranının TÜİK’in son verilerine göre yüzde 28 düzeyinde kaldığı düşünüldüğünde, Türkiye’de 100 çocuktan sadece 1’inin 0-2 yaş aralığında kreşe gönderilmesi, bunun ardındaki sebeplere dair soru işaretlerini gündeme Türkçe konunun taraflarına ulaşarak, söz konusu yaş aralığında çocukların kreşe gönderilme oranlarının düşüklüğünün ardındaki sebepleri ve belirleyici dinamikleri araştırdı."Annenin iş hayatından kopmaması için kreş şart"Aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Emel Parlar Dal, 2008 yılında doktora tezini hazırlarken oğlu Berkin’i 1 yaşında İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kreşine veren bir anne.“O dönemde bütçemize uygun olarak çok düşük ücretli bir kreş bulmuştuk. Eve bakıcı almak çok daha maliyetli olacaktı ve emzirme döneminde olduğum için doktora tez yazımına konsantre olmamı engelleyecekti. Bakıcıya da güvenemiyordum,” diyen Parlar Dal, temiz, profesyonel ve evine yakın bir kreş bularak iş hayatından kopmamayı başarmış.“Erken çağda kreşe gitmek, çocuğun motor kapasitesi ve sosyal gelişimi için gerekli. Yarım gün şeklinde haftada 3 gün kreş modellerinin de yaygınlaşması lazım. Ben diğer çocuğumu da 2,5 yaşında haftada 3 gün verdim,” diye süredir işsiz olan Deniz Eralp ise kızı 14 aylık olduğunda kreş arayışına başlayan bir anne. Ancak, evine yakın yerlerdeki kreşler çok pahalı olduğu için, ancak haftada bir gün 2 saatlik bağlanma atölyesine iki ay katılacak kadar bir bütçe ayırabilmiş.“Yürümeye başladıklarında bir eğitmen eşliğinde önce anneyle haftada birkaç saat, sonra yarım gün gitmelerinin hem lohusa dönemindeki anneye hem de bebeğin sosyalleşmesi açısından faydalı olacağını düşünüyorum,” diyor büyüklerinin bakımı tercih sebebiAnkara’da yaşayan Muharrem Uyanık ise, çocuğunu kreşe göndermeyi reddetmiş bir baba; zira 0-2 yaş aralığında aile büyüklerinden yardım istemeyi daha doğru bulmuş. Eşi de bu esnada çalışma hayatındaki yerini korumuş.“Eşim başlangıçta kreş taraftarıydı, ancak hiçbir sevginin aile sevgisinin önüne geçemeyeceğine inandığımız için kreşe ancak 4 yaşından sonra gönderdik,” Mutlusoy Öktem, Ankara’nın Çankaya ilçesinde orta ve orta-üstü gelir düzeyine sahip ailelerin tercih ettikleri Binbir Çiçek Anaokulu’nun kurucusu ve müdürü. 2009 yılında kuruluşundan beri 0-2 yaş aralığındaki çocukların tüm çocuklara oranı yüzde 8 ila 10’u kadar olmuş.“Bu yaş aralığındaki çocukların kreşe verilme oranının görece daha düşük olmasının sebebi, sosyolojik olarak Türk aile yapımızdan kaynaklanıyor. İnsanlar çocuklarını korunmaya muhtaç görüyorlar ve en eğitimli insanlarda bile evde bakılamayan çocuk kreşe gidermiş gibi yaygın bir algı yaratılıyor. Onun yerine çocuklarını profesyonel olmayan kişilere emanet ediyorlar,” diyor kreşler risk doğuruyorÖte yandan, sektörde 0-2 yaş aralığına yönelik hizmet veren kreşlerin mutlaka Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olması gerektiğine dikkat çeken Öktem, “merdiven-altı” kreşlerin doğurduğu güvenlik riskine ve buna dair çıkan haberler sebebiyle kreşlere gönderme konusunda halkın güveninin sarsıldığına değiniyor.“Çocuğun bilişsel gelişimi açısından en önemli yaş aralığı olan 0-2 yaş aralığında çocuğa pedagojik yaklaşılmaması, ileride çok büyük sorunlara yol açabiliyor. Yatılı bakıcı ile aynı evde yaşayan çocuğun zihninde evin içinde iki kadın figürü yerleşiyor; aile büyüklerine emanet edilen çocuklar çok erken yaşta televizyonda kadın programları izleyerek yemek yemeğe alıştırılıyor.”MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünden Melis Yavuz Müren, gerek aile büyüklerinin bakması, gerekse bir bakıcıya emanet edilmesi durumlarında ailelerin çocuklarının tek bir kişiden bakım almasının, bir kişinin pek çok çocukla ilgilenmesinden daha olumlu olacağını düşündüğünü belirtiyor.“Kreşlerde, bakımevlerinde bir bakıcının ilgilenmesi gereken çocuk sayısı bazen fazla olabiliyor. Bu da ailelerin çocuklarının ihtiyacı olduğunda bu ihtiyacı hızlı ve güzel şekilde, sevecenlikle karşılayabilecek birinin olamayacağına inancını pekiştiriyor,” diyor Yavuz Müren’e göre, bağlanma teorisi bakış açısı ile çocukların 8 ay ile 1,5 yaş arasındaki dönemleri bakım verenleri ile güvenli bir bağlanma ilişkisi kurmaları için önemli bir dönem ve bu dönemde çocukların bir bakım veren -genellikle anne- ile güvenli bir bağ oluşturması, sıkıntı yaşadığında bu bakım verenin yanında olacağını bilmesi, olumsuz durumlarda yardım alabileceği bir kişinin olması ve çocuğun bu kişiye güveniyor olması ileriki sosyal, psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimi için çok önemli.“Bu ilişkinin olumlu bir şekilde gelişmesi için ise tutarlı/sabit bir bakım verenin çocuk ile ilgilenmesi, çocuğa kendini güvende hissettirebilmesi, çocuğun kaygı, stres gibi olumsuz duygularının regulasyonunda çocuğa yardım edebilmesi ve bu duygular veya olumsuz durumlarda çocuğun yanında olması, hızlı ve etkin şekilde çocuğa cevap verebiliyor olması gerekir,” diyen Yavuz Müren ekliyor“Tüm bunlar çocuğun bu kişi ile azımsanmayacak bir vakit geçirmesini ve bakım veren kişinin sabit olmasını gerektirir. Dolayısıyla kreş sisteminde çocuk ile ilgilenen kişilerin değişkenlik gösterebilmesi ve çocuğa zamanında cevap verememe riskinin yüksek olması, çocuğun bir bakım veren ile bu tip bir güvenli bağlanma ilişkisi geliştirmesini engeller.”Kreşler 3-6 yaş aralığı için daha cazip olabiliyorYavuz Müren’e göre, kreşlerde çocukların çeşitli aktiviteler yapıp yaşıtları ile zaman geçirmeleri, sosyal kuralları öğrenmelerinin avantajları ise daha çok 1,5 - 2 yaş aralığındaki çocuklara hitap ediyor, dolayısıyla 0-2 yaş çocuk sahibi anneler kreşin gerekli olmayabileceğini düşünebiliyor.“Öte yandan, kreşler, belli prensipler ve kurallara göre işliyor; yemek saati, uyku saati, oyun saati daha net ve düzenli. Bazı aileler çocukların bu düzen için 3 yaşından önce çok hazır olmayacaklarını düşünebiliyor ve bu nedenle çocuklarını ilk yaşlarda kreşe göndermek istemiyorlar. Bazı çocuklar gerçekten hazır olmayabiliyor da. Hazır olmadıklarında ise, sonrasında okul reddi gibi sorunlar yaşanabiliyor,” diye ekliyor Yavuz Müren."Çocuklar deneyimleyerek ve keşfederek öğrenebiliyorlar; beyin gelişimleri de en çok 0-5 yaş aralığında yaş aralığında çocukların farklı ortamlara girmesi, farklı deneyimler yaşayabilmeleri beyin gelişimleri için çok olumlu iken, bu deneyimleri edinirken kendilerini güvende hissetmeleri, ihtiyaçlarına duyarlı cevap verebilecek sabit bir kişinin varlığı da önemli. Özellikle 0-2 yaş aralığında kreşin ve kreşte bakım veren kişilerin çocuğun bu ihtiyaçlarına cevap verebilecek yetkinlikte olmasına dikkat etmek gerekiyor."
Çocukları ilk kez kreşe başlayan annelerin, bu süreçte mutlaka çocuklarının yanında bulunmaları ve kesinlikle çocuktan gizlice kaçmamaları gerektiği belirtildi. Kreş için en uygun döneminin belirlenmesinde fiziksel gelişim ile kişilik özelliklerinin önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Runa İdil Uslu, "Çocukların normal koşullarda yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile yaşına kadar evde bakım yapılmalı, yaşından itibaren kreşe verilebilir" dedi. Çocuğun ilk üç yaşta kendine birinci derecede bakım veren kişiye bağlandığını ifade eden Uslu, bu dönemden önce kreşin uygun olmayacağını bildirdi. Uslu, bakım veren kişiyle çocuğun arasındaki olumlu iletişimin bağlılık duygusunu geliştirdiğini belirterek, "Bu bağlanma, 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya itiraz edebiliyor" diye konuştu. Ayrılma kaygısının, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış biçimleriyle gösterdiğini anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ifade etti. Uslu, bu tepkilerin sağlıklı bağlanma işareti olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti "Çocukların hissettikleri ayrılma kaygısı zaman içinde güçlenir, yaşlarında en üst düzeye çıkar, sonrasında ise yavaş yavaş becerilerin gelişimi ile birlikte azalır, ancak kesinlikle hiçbir zaman sıfırlanmaz. Sağlıklı gelişim gösteren bebekler, yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilir. Bunun için çocuğun annesinden uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihen öğretmen olmalı. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilir. Bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar." ''Ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı'' Çocuğun, kreşte öğretmenine bağlanması için de zaman gerektiğini vurgulayan Uslu, şunları ifade etti ''Kreşe başlatırken ayrılık süreleri aşamalı olarak artırılmalı. Çocuğun kreşte vakit geçirdiği zaman dilimi yavaş yavaş artırılmalı. Çocuk, her gün kreşe gitmeli ancak annesi de kreşte durmalı. Çocuk, annesinin onu beklediğini bilmeli. Çünkü, ilk günlerde annenin yanından ayrılmayabilir, etrafı keşfetmeye çalışır ve dönüp dönüp annesine bakar ya da oynarken annenin yanına gelir ve tekrar oyuna döner. Yavaş yavaş ortama alışmaya başlar. Çocuk, ilk günler bir saat olacak şekilde anne ile birlikte oyun saatlerinde kreşe gitmeli. Kreşe devam edebilmesi için kreşten zevk alması gerekir. Kreş çıkışında çocuğa, beraber oynanacak bir oyun, birlikte parka gitme gibi ödüller verilmeli. Ayrılma kaygısı sürüyorsa aşamalı alıştırma sürdürülerek faaliyet saatlerini de kapsamalı, üçüncü aşamada öğle yemeğine kadar kalınmalı, son aşamada ise uyku saati ve tam gün kreşte vakit geçirilmeli. O süreçler içerisinde de anne, ilk günler orada otururken, daha sonra çocuğunu 'Şimdi gidiyorum, 2 saat sonra gelip seni alacağım' diye bilgilendirmeli ve mutlaka söz verilen saatte orada olmalı. Kesinlikle, çocuktan gizlice kaçılmamalı, ancak çocuğu bırakırken kararlı davranılmalı. Anne, ayrılıkla ilgili kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalı." Uslu, çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden dönüş saati ile bilgilendirmenin de "uyandıktan sonra", ''oyun saatinden sonra'' gibi ifadelerle anlatılması gerektiğini sözlerine ekledi. KAYNAK AA
Uzmanlar, çocukların kreşe başlama yaşının zorunlu haller dışında olması gerektiğini, öncesinin bazı sorunlara sebep olacağını belirtiyor. Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi AÜ Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Runa İdil Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların kreşe gönderilme yaşının çok önemli olduğunu söyledi. Kreş için uygun dönem belirlenirken çocuğun kişilik ve gelişimi ile ona bakan anne-baba ya da bakıcının kişilik yapılarının ve koşullarının da göz önüne alınması gerektiğini belirten Uslu, “Çocukların normal koşullarda 3- yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile yaşına kadar evde bakım yapılması, yaşından itibaren kreşe verilmesi uygun” dedi. Uslu, çocuğun “ilk 3 yaş içerisinde kendisine birinci derecede bakım veren kişiye yoğun olarak bağlandığı ve kuvvetli bir ilişki geliştirdiği için bu yaş aralığından önce kreşe verilmesinin uygun olmadığını” ifade etti. “6 AYDAN İTİBAREN AYRILMA KAYGISI GELİŞİYOR” Bakım verenle çocuğun arasındaki iletişim biçiminin önemine dikkat çekerek, olumlu bakım koşullarında yetiştirilen bebeklerin her zaman bağlanmayı geliştirdiklerini dile getiren Uslu, “Bu bağlanma, beraberinde 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya olan itirazını ifade edebiliyor” diye konuştu. Ayrılma kaygısını, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış örnekleriyle anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ancak bunların sağlıklı bağlanma işareti olduğunu söyledi. Uslu, çocukların hissettikleri ayrılma kaygısının zaman içinde güçlendiğini, yaşlarında en üst düzeye çıktığını, sonrasında ise yavaş yavaş becerilerinin gelişimi ile birlikte azaldığını ancak hiçbir zaman sıfırlanmadığını kaydetti. İyi gelişen bebeklerin, yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilecek hale geldiğini anlatan Uslu, “Bunun da koşulu vardır. Çocuğun annesinden bu şekilde uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihan öğretmen olmalıdır. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilecektir, aksi taktirde bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar” diye konuştu. “KREŞİN TADI DAMAĞINDA KALMALI” Çocuğun, kreşte öğretmenine bağlanmasının da zaman alacağını vurgulayan Uslu, şunları kaydetti “İdeal olan, kreşe verirken, yumuşak geçişlerle aşamalı olarak ayrılık süreleri ayarlanmalı. Çocuğun kreşte vakit geçirdiği zaman dilimi yavaş yavaş artırılmalı. Başlangıçta, her gün düzenli olarak kreşe gitmeli ve anne de kreşte durmalı. Çocuk, ilk günlerde annenin yanından ayrılmayabilir, etrafı keşfetmeye çalışır ve dönüp dönüp anneye bakar ya da oynarken annenin yanına gelir ve tekrar oyuna döner. Bu şekilde adeta pilini şarj eder. Böylece yavaş yavaş ortama alışmaya başlar. Çocuk, ilk günler 1 saat olacak şekilde anne ile birlikte oyun saatlerinde kreşe gitmeli. Kreşin tadı damağında kalmalı ki ertesi gün yine gitmek istesin. Kreş çıkışında çocuğa, beraber oynanacak bir oyun, birlikte parka gitme gibi ödüller verilmeli. Sonraki günlerde ise kreşte kalış süresini çocuğun tepkileri belirleyecektir. Ayrılma kaygısı sürüyorsa aşamalı alıştırma sürdürülerek faaliyet saatlerini de kapsamalı, üçüncü aşamada öğle yemeğine kadar kalınmalı, son aşamada ise uyku saati ve tam gün kreşte vakit geçirilmelidir. O süreçler içerisinde de anne, ilk günler orada otururken, daha sonra çocuğu Şimdi gidiyorum, 2 saat sonra gelip seni alacağım’ diye bilgilendirerek ve mutlaka söz verilen saatte orada olunacak şekilde bir tutum sergilemeli. Kesinlikle, çocuktan gizlice kaçılmamalı ancak çocuğu bırakırken kararlı davranılmalı. Anne, ayrılıkla ilgili kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalı. Çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden dönüş saati ile bilgilendirme “Uyandıktan sonra”, “Oyun saatinden sonra” gibi faaliyetlerle anlatılmalı.” “BEYİN, EN YOĞUN OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE GELİŞİYOR” Uslu, kreşe alışma sürecinin çocuğun yapısına göre değiştiğini ancak tüm çocukların belli bir süreden sonra mutlaka birebir ilgilenen kişiden uzaklaşarak kreşe gitmesi gerektiğini söyledi. Çocukların duygularının iyi gelişebilmesi için çevresel uyaranları yeterince alması gerektiğini anlatan Uslu, “Bunlar karşılıklı iletişim, kitaplar, oyunlar, şekil ve sayı ile ilgili oyunlar, konuşma, dil kabiliyetidir. Bunlar da çevresel uyaranlarla daha hızlı gelişir” diye konuştu. Uslu, çocuğun beyin gelişiminin en yoğun okul öncesi dönemde geliştiğine dikkati çekerek, bu nedenle bu süreçte verilecek uyaranların çok önemli olduğunu kaydetti. Çocuğunu kreşe gönderemeyecek durumda olan ailelere de uyarıda bulunan Uslu, “Bu durumda da evde çocukla zihin gelişimini destekleyecek oyunlar oynanmalı, kitap okunmalı ve konuşarak iletişim kurulmalı” dedi. Uslu, çocuğun, kardeşi dünyaya gelmeden kreşe başlatılması gerektiğine de dikkati çekerek, “Çünkü, çocuk kardeşim geldi, beni evden attılar’ gibi bir bağlantı kurabilir. Bu nedenle kardeş doğmadan bir süre önce çocuk kreşe başlatılmalıdır” dedi. Kaynak Hürriyet Kategori Etiket İlgili Yazılar Yazar
- 0638 Son Güncelleme - 0814 Çocuklar kreşte sosyalleşir, iyi zaman geçirir, birçok şey öğrenir belki ama bunlar ailenin yerini asla tutamaz. Onların asıl ihtiyacı ailesinin ilgisi... Canan Eraslan Bu hafta ne yazık ki, 3 yaşındaki bir çocuğun kreş servis aracında unutularak ölümüne ağladık. Sorumlulara cezalar adli mercilerin işi ama o anne ve babanın acısını, anne ve baba olan milyonlarca kişi hissetti. Özellikle de çocuğunu çeşitli mecburiyetler’ sebebiyle kreşe göndermek zorunda olanlar... Evet, minicik çocuğunu sadece fiziki şartlarına bakıp, birilerine emanet etmek.... Bir anne için hiç kolay değil. Evet, hiçbir mecburiyeti olmadığı hâlde çocuğunu sosyalleşsin’ diye, yüzme ya da yabancı dil öğrensin diye kreşe gönderen anneler yok mu?! Elbette var ve ne yazık ki sayıları hiç de az değil. Böyle düşünen annelerin de var bir bildiği ama biz bu konuda bir uzmana danışalım istedik. Çocuklarımızı kaç yaşında kreşe gönderelim? Nelere dikkat edelim? Bunlara dikkat etmezsek ne olur? Bütün bu sorulara, Medical Park Gebze Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Seydi Battal Gölgeli cevap verdi. Gölgeli “Küçücük çocuklar kendini ifade edemezken kreşe gitmemeli. Onun ihtiyacı kreş ortamı değil, aile ortamıdır” dedi ve görüşlerini sıraladı. ASIL İHTİYACI AİLESİ Olağanüstü bir durum söz konusu değilse; çocukları 2,5 -3 yaşından önce aile ortamından ayırmamalı ve okul öncesi kuruluşlara kaydettirme kararı aceleyle verilmemelidir. Çünkü böyle yeni ve kalabalık bir hayata henüz hazır olmayan küçük bir çocuğun ihtiyacı öncelikle kreş değil, aile ortamıdır. Yeterli fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal ve toplumsal olgunluk kazanmadan kreşe gönderilen çocuk zarar görebilir ve bu zararlı tercihin izleri yıllarca onu olumsuz etkiler. 3 yaşına gelse de kreşe hazır olmayabilir. GÖNDERMEDEN ÖNCE BAKIN l Hoşça kal Kreşe gönderilen çocuk, hoşça kal’ diyebilmeli. Çocuk derin bir kaygıya ve endişeye kapılmaksızın anne-babasına güle güle’ veya hoşça kal’ diyebiliyorsa, yani onlardan ayrılmaya hazırsa kreşe de hazır demektir. Elbette ilk günlerde biraz huzursuzluk yaşanabilir. Fakat gün boyu ağlıyorsa hazır değil demektir... l Olanları anlatmalı Çocuk, anne-babasından uzaktayken yaşadığı önemli gelişmeleri ve kendisine yapılan yanlış davranışları; ayrıntılarıyla olmasa bile ana hatlarıyla anne-babasına aktarabilmesi gerekir. O beni dövdü’, Öğretmen bana kızdı’, Teyze yemek vermedi’ ve Okulda üşüdüm’ gibi. Siz de mutlaka günün nasıl geçtiğini anlatmasına izin vermelisiniz. l Tuvalet ihtiyacı Kreş çocuğunun tuvalet ihtiyacını söylemesini bekler. Acıktım’, Su istiyorum’, Karnım ağrıyor’ gibi çok basit ihtiyaçlarını sözlü olarak anlatamayan bir çocuk kreşe gönderilirse sıkıntı yaşayabilir. l Kendisi yemeli Kreş çocuğunun yemeğini kendi başına yiyebilecek durumda olması beklenir. l Arkadaşlık kurabilmeli Kreşe gidecek çocuk kendi başına arkadaşlık kuramayabilir ama yönlendirmeyle kolayca arkadaş bulabilmeli. l Uykuya dayanma Çocuğun artık uzun süre uykuya ihtiyaç duymuyor olması gerek. Enerjisi uzun sürmeli, uyku düzeni olmalı. Öğleden sonra uzun süre uyuyan çocuk kreş ortamına hazır olmayabilir. l Etkinlik seçmeli Çocuk etkinlik seçebilmeli, seçtiği etkinlikte 10-20 dakika devam edebilmeli. l Dikkat toplama Resimli bir kitap okurken, dikkatini verebilecek seviyede olması beklenir. l Paylaşmalı Kreş çocuğunun birlikte oynamayı bilmesi, oyuncakları paylaşması gerek. l Uzak kalmayı bilmeli Ailesinden birkaç saat uzak kalması gerek. Bunu daha önceden çok yakınlarınıza bırakarak sağlayabilirsiniz. l 5’e kadar saymalı Kreş çocuğunun bazı şekilleri tanıması, bazı renkleri bilmesi, 5’e kadar sayabilmesi, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını basit sözlerle ifade edebilmesi, adını eksiksiz olarak söyleyebilmesi, boya kalemi ve kurşun kalem kullanabilmesi beklenir. l Bisiklet Çocuk, yerinde zıplayabilmeli, tek ayak üzerinde durabilmeli, koşabilmeli, topa tekme atabilmeli, çevresinden dolaşarak engelleri geçebilmeli ve 3 tekerlekli bisiklete binebilmelidir. "BENİ İSTEMİYORLAR" DİYE DÜŞÜNEBİLİR Yanda sayılan gelişim gerçekleşmeden kreşe gönderilen çocuk psikolojik sorunlar yaşayabilir, topluma uyum sağlama konusunda sorunlarla karşılaşabilir. Mesele fark edilip dönülse de olumsuzlukları silmek çok uzun sürebilir. Bunun için çocuğun kreşe hazır olup olmadığına karar vermeden önce bir çocuk psikoloğuna danışabilirsiniz. Kreşe erken gönderilen çocukların yaşama ihtimali yüksek olan sorunlar şöyle l Çocuk, anne-babasının kendisini ihmal ettiğini, evden uzaklaştırdığını ve hatta cezalandırdığını bile düşünebilir. l Dinleme becerileri tam gelişmemiş olabileceği için öğretmenin talimatlarına ve sınıfın kurallarına uyamayabilir. l Öz güvenini yitirebilir. l Eğitimden soğuyabilir. İlerideki eğitim hayatında başarılı olamayabilir. l Topluma ve eğitim kurumlarına şüphe, endişe ve korkuyla bakabilir. l Ruhsal yapısı zarar görür, hırçın ya da pısırık hâle gelebilir. Etiketler çocuk,kreş,
3 yaş çocuğunu kreşe alıştırma